Emet Mutlu Sonlu Masöz Nilsu Hanım

Emet Mutlu Sonlu Masöz

Sonra onda yarattığı derin etkiyi sezinledim; bana sürtünen, patlamakta olan bir volkan vardı. Keyfina bakmak istediğini söylemiş oldu. O vakit o koca kayalardan birine oturdum ve dili beni, yeni doğan bebeğini okşayan annenin elindeki şefkatle ok‐ şadı. Usulca ve uysal, sürekli ve amansız bir doyum başla‐ mıştı. Yoğun ve narindi, erimeye Emet Mutlu Sonlu Masöz başlamıştım. Ayağa kalktı, öptüğünde ağzında, damağımda kalan ko‐ kuları tattım, lezzetliydi. Bana onlarca defa sürtünmüştü. Kot pantolonunun altından sert ve kabarmış bulunduğunu hissedi‐ yordum. Düğmelerini çözdü ve bana sundu. Bugüne dek hiç sünnetli bir insanla birlikte olmamıştım, uç tarafının bu şekilde, nerede ise dışarıda bulunduğunu bilmiyordum. Ucu yumuşak ve kaygandı ve onu denemeliydim.

Ayağa kalktım ve kulağına fısıldadım: “Hakla beni!”. O da istiyordu. Diz çöktüğüm yerden yukarıya doğru kal‐ karken, öyle yalamayı kimden öğrendiğimi sordu. Yılan benzer biçimde kıvrılan dilim onu çılgına çevirmişti. Sırt üstü yatmamı ve bacaklarımı aralamamı istedi; iyice inceledi. Önce bu bakışını garipsedim fakat sonrasında yuvarlaklarımı incelemesi beni feci uyardı. İlk vuruşunu ellerimi so‐ ğuk ve kaygan taşa dayayarak bekledim. Yaklaştı ve resmen hedef aldı. Ona kendimi sunuşumu iyi mi idrakladığını so şekilde‐ mesini isterdim. Yoksa ben dipsiz bir ambar mıyım gelenin geçenin “girmiş olduğu”?

Emet Mutlu Sonlu Masöz

İlk vuruşun hedefi bulduğunu gösterir bir inleme çıktı ağzımdan, kupkuru. O hoş oyundan koptum, içimde hissetmeye devam ederken ona yalvaran gözlerle baktım ve bedenlerimizi ele geçirmeden önce, birkaç dakika beklemenin doyumlarımızı daha da yoğunlaştıracağını söy‐ ledim. “arabaya gidelim,” dedim “Orada daha rahat ederiz”. Yine o karanlık labirentten geçtik ama bu kere kork‐ madım. Bedenim, halinden hoşnut birbirinin peş peşe koştu‐ rarak eğlenen, içimi daraltan o korkunç izleri hatırlatan, bir taraftan da kendimi iyi hissettiren, sözle anlatılamayacak bir coşku veren binlerce cin tarafınca yakalanmışti.

Arabaya binmeden önce, kapıdaki yazıyı bir kez daha inceledim ve gülümsedim, onun benden önce binmesini bekledim. Çabucak soyundum. Bedenlerimizin ve tenimizin her hücresinin diğerininkine değmesini, birbirlerine, şimdiye kadar bilin‐ meyen, yücelterek kendinden geçirecek duyguları yaşatsınlar istedim. At biner şeklinde coşkuyla üzerine çıktım ve önce yumuşak ve birbirini belirli aralıklarla tekrarlayan, daha sonrasında da sert ve keskin vuruşlarla devinmeye başladım.